03.09.20

sabahsızlaştığım her akşam
sedef kalemde bir sultan kızı ölür
büyük kazanlarda orduluk aş pişer
bir devrim telaşına düşer arımın milisleri
yumruk kadar sevdalar sevdalar peydahlanır
sıksan kırılacak, sıkmasan düşecek elinden
uzun bir akşam sabaha hazırlanır
 
mevsimlerden sonbahardır
ne kıyamet kopmuştur ne afili bir duman
otel lobisinde aylanmış bir kız çocuğu
evime gazete kağıtları satar el altından
küçük puntolardan senin adını seçerim
hem ben bilmez miyim kim ölmüş kim kalmış
yarı geceden radyo seslerini dinlerim
 
sabahsızlaştığım her akşam
metal aksamın tın eder karışır tenime
sarhoşluğum alelade bir yalnızlıktır
saç diplerimden yüksek basınçlı duman
dördüncü çağa hazırlanmaktadır
 
mevsimlerden sonbahardır
büsbütün küsmüş bir semte benzeşirim
gecekondularım yarım, oyunlarım yarımdır
aksak çocukluk içinde bir muhbire benzeşirim
kendimi kendime ispitlerim
 
sabahsızlaştığım her akşam
saatler uzadı uzadıya bir yolculuktur
öfke nöbetlerinden köhne ülkeme dönerim
isterik hislerim borçluysa gençliğime
sabah ve akşam bir yerlerde ve birlikte yalnızdır
mevsimlerden sonbahardır
Yazı oluşturuldu 3

Bir Cevap Yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

%d blogcu bunu beğendi: